Türkçe
İngilizce
|
1
ability [isim]
Onun matematikteki yeterliği dikkat çekicidir.Her ability in mathematics is remarkable. |
|
2
competence [isim]
Bu iş için yeterlik gerekiyor.This job requires competence. |
|
3
proficiency [isim]
Yeterlik sınavını geçmelisin.You must pass the proficiency exam. |
|
4
qualification [isim]
Yeterlik belgesi aldım.I received a qualification certificate. |
|
5
capability [isim]
Yeterlik seviyesini ölçtüler.They measured the capability level. |
|
6
aptitude [isim]
Yeterlik testi yapıldı.An aptitude test was conducted. |
Eş Anlamlılar: yetenek, beceri
Zıt Anlamlılar: yetersizlik, beceriksizlik