Türkçe
İngilizce
|
1
absolute [sıfat]
Onun sınırsız özgürlüğü var.He has absolute freedom. |
|
2
unlimited [sıfat]
Bu hizmet sınırsız veri sunuyor.This service offers unlimited data. |
|
3
boundless [sıfat]
Onun sınırsız enerjisi var.He has boundless energy. |
|
4
infinite [sıfat]
Sınırsız bir evren hayal et.Imagine an infinite universe. |
|
5
limitless [sıfat]
Sınırsız imkanlar var.There are limitless possibilities. |
|
6
endless [sıfat]
Sınırsız bir yolculuk başladı.An endless journey began. |
|
7
unrestricted [sıfat]
Sınırsız erişim sağlandı.Unrestricted access was provided. |
|
8
unbounded [sıfat]
Sınırsız bir hayal gücü var.He has an unbounded imagination. |
|
9
unconfined [sıfat]
Sınırsız bir alan keşfettik.We discovered an unconfined space. |
Eş Anlamlılar: sonsuz, uçsuz bucaksız, kısıtlamasız
Zıt Anlamlılar: sınırlı, kısıtlı, sonlu