Türkçe
İngilizce
|
1
crowd [isim]
Kalabalık sokakta yürüdü.The crowd walked on the street. |
|
2
busy [sıfat]
Kalabalık bir gün geçirdim.I had a busy day. |
|
3
congested [sıfat]
Kalabalık yollar sıkıntı yarattı.Congested roads caused trouble. |
|
4
populated [sıfat]
Kalabalık bir şehirde yaşıyorum.I live in a populated city. |