Türkçe
İngilizce
|
1
able [sıfat]
O, problemleri çözmede kabiliyetli.She is able to solve problems. |
|
2
talented [sıfat]
O, çok kabiliyetli bir müzisyen.He is a very talented musician. |
|
3
capable [sıfat]
Kabiliyetli bir lider her zaman çözüm bulur.A capable leader always finds a solution. |
|
4
skilled [sıfat]
Kabiliyetli bir işçi bulmak zor.Finding a skilled worker is difficult. |
|
5
gifted [sıfat]
Kabiliyetli bir öğrenci hızlı öğrenir.A gifted student learns quickly. |
Eş Anlamlılar: yetenekli, becerikli
Zıt Anlamlılar: beceriksiz, yetersiz