İngilizce
Türkçe
|
1
pazarlık [isim]
We made a bargain.Biz pazarlık yaptık. |
|
2
anlaşma [isim]
They reached a bargain.Onlar bir anlaşmaya vardılar. |
|
3
kelepir [isim]
This is a real bargain.Bu gerçek bir kelepir. |
|
4
ucuzluk [isim]
I found a bargain.Bir ucuzluk buldum. |
Eş Anlamlılar: deal, agreement
Zıt Anlamlılar: rip-off, scam