İngilizce
Türkçe
|
1
yetenek [isim]
A job that requires ability.Yetenek gerektiren bir iş. |
|
2
beceri [isim]
This job requires ability.Bu iş için beceri gerekiyor. |
|
3
kabiliyet [isim]
He has a great ability in music.Onun müzikte büyük bir kabiliyeti var. |
|
4
güç [isim]
He has the ability to influence others.Başkalarını etkileme gücü var. |
|
5
kapasite [isim]
His ability is very high.Onun kapasitesi çok yüksek. |
|
6
ehliyet [isim]
He lacks the ability to drive safely.Güvenli sürüş ehliyeti yok. |
|
7
iktidar [isim]
The ability to make decisions is important.Karar verme iktidarı önemlidir. |
|
8
yeterlik [isim]
Her ability in mathematics is remarkable.Onun matematikteki yeterliği dikkat çekicidir. |
|
9
maharet [isim]
Ability develops over time.Maharet, zamanla gelişir. |
Eş Anlamlılar: skill, talent
Zıt Anlamlılar: inability, incapacity