Turkish
English
|
1
absence [noun]
Yokluk, bazen varlıktan daha fazla hissedilir.Absence is sometimes felt more than presence. |
|
2
lack [noun]
Yokluk, projeyi tamamlamayı zorlaştırdı.Lack made it difficult to complete the project. |
|
3
deprivation [noun]
Yokluk, toplumda büyük bir sorun olabilir.Deprivation can be a major issue in society. |
|
4
scarcity [noun]
Yokluk, kaynakların tükenmesine yol açtı.Scarcity led to the depletion of resources. |
|
5
deficiency [noun]
Yokluk, sağlığı olumsuz etkileyebilir.Deficiency can negatively affect health. |
|
6
insufficiency [noun]
Yokluk, planların başarısız olmasına neden oldu.Insufficiency caused the plans to fail. |
|
7
want [noun]
Yokluk, toplumda eşitsizliğe yol açtı.Want led to inequality in society. |
|
8
privation [noun]
Yokluk, birçok insanı etkiledi.Privation affected many people. |
Synonyms: eksiklik, kıtlık, mahrumiyet