klavye bul
ç ı ğ ö ş ü

mutlak

Turkish

absolute

English

1 absolute [adjective]

Bu, mutlak bir kuraldır.This is an absolute rule.

2 definite [adjective]

Mutlak bir sonuca ulaştık.We reached a definite conclusion.

3 unconditional [adjective]

Mutlak bir sevgi gösterdi.He showed unconditional love.

4 outright [adjective]

Mutlak bir zafer kazandılar.They won an outright victory.

5 total [adjective]

Mutlak bir sessizlik vardı.There was total silence.

6 complete [adjective]

Mutlak bir kaos yaşandı.Complete chaos ensued.

7 entire [adjective]

Mutlak bir kontrol sağladı.He ensured entire control.

8 pure [adjective]

Mutlak bir mutluluk hissetti.He felt pure happiness.

📖 Related Words

Synonyms: kesin, tam, katıksız

Antonyms: göreceli, şüpheli, belirsiz