klavye bul
ç ı ğ ö ş ü

canlılık

Turkish

activity

English

1 activity [noun]

Odada canlılık fark ediliyordu.The activity in the room was noticeable.

2 vitality [noun]

Onun canlılık dolu bir hayatı var.He has a life full of vitality.

3 liveliness [noun]

Çocukların canlılık dolu oyunları vardı.The children had games full of liveliness.

4 animation [noun]

Partideki canlılık dikkat çekiciydi.The animation at the party was remarkable.

5 energy [noun]

Onun canlılık dolu konuşması etkileyiciydi.His speech full of energy was impressive.

6 spirit [noun]

Onun canlılık dolu ruhu herkesi etkiledi.His spirit full of vitality impressed everyone.

7 brio [noun]

Onun canlılık dolu performansı alkış aldı.His performance full of brio received applause.

8 verve [noun]

Onun canlılık dolu tarzı dikkat çekti.His style full of verve attracted attention.

9 vivacity [noun]

Onun canlılık dolu tavrı ilgi çekiciydi.His vivacity was interesting.

📖 Related Words

Synonyms: dirilik, hayat, enerji

Antonyms: ölüm, donukluk, yorgunluk