English
Turkish
|
1
bıçak [noun]
The blade is sharp.Bıçak keskindir. |
|
2
pala [noun]
He swung the blade.Palayı salladı. |
|
3
kılıç [noun]
The knight drew his blade.Şövalye kılıcını çekti. |
|
4
ustura [noun]
He sharpened the blade.Usturayı biledi. |
|
5
pervane [noun]
The helicopter's blade is large.Helikopterin pervanesi büyüktür. |
|
6
kanat [noun]
The fan blade is broken.Fan kanadı kırık. |
|
7
jilet [noun]
The blade cut his skin.Jilet cildini kesti. |
|
8
bıçak ağzı [noun]
The blade needs sharpening.Bıçak ağzının bilenmesi gerekiyor. |
Synonyms: knife, sword, razor