English
Turkish
|
1
davranış [noun]
His behaviour was unacceptable.Onun davranışı kabul edilemezdi. |
|
2
tavır [noun]
Her behaviour changed over time.Onun tavrı zamanla değişti. |
|
3
hareket [noun]
The behaviour of the machine was erratic.Makinenin hareketi düzensizdi. |
|
4
hal [noun]
His behaviour was strange.Onun hali garipti. |
|
5
tutum [noun]
Her behaviour towards him was kind.Ona karşı tutumu nazikti. |
|
6
hareket tarzı [noun]
The behaviour of the animal was observed.Hayvanın hareket tarzı gözlemlendi. |
|
7
gidişat [noun]
The behaviour of the project was monitored.Projenin gidişatı takip edildi. |
|
8
usul [noun]
The behaviour of the system was analyzed.Sistemin usulü analiz edildi. |
Synonyms: conduct, demeanor, manner
Antonyms: misconduct, misbehavior, impropriety