klavye bul
ç ı ğ ö ş ü

bear

English

üstlenmek

Turkish

1 üstlenmek [verb]

We must bear this burden.Bu yükü üstlenmek zorundayız.

2 ayı [noun]

I saw a bear in the forest.Ormanda bir ayı gördüm.

3 katlanmak [verb]

I cannot bear this noise.Bu gürültüye katlanamıyorum.

4 taşımak [verb]

He can bear heavy loads.Ağır yükleri taşıyabilir.

5 doğurmak [verb]

She will bear a child soon.Yakında bir çocuk doğuracak.

6 meyve vermek [verb]

The tree will bear fruit.Ağaç meyve verecek.

7 üzerinde taşımak [verb]

The document bears his signature.Belge üzerinde onun imzası var.

8 dayanmak [verb]

The bridge can bear the weight.Köprü ağırlığa dayanabilir.

📖 Related Words

Synonyms: endure, carry, tolerate

Antonyms: avoid, refuse, reject

Past Simple: bore

Past Participle: borne