klavye bul
ç ı ğ ö ş ü

ability

English

yetenek

Turkish

1 yetenek [noun]

A job that requires ability.Yetenek gerektiren bir iş.

2 beceri [noun]

This job requires ability.Bu iş için beceri gerekiyor.

3 kabiliyet [noun]

He has a great ability in music.Onun müzikte büyük bir kabiliyeti var.

4 güç [noun]

He has the ability to influence others.Başkalarını etkileme gücü var.

5 kapasite [noun]

His ability is very high.Onun kapasitesi çok yüksek.

6 ehliyet [noun]

He lacks the ability to drive safely.Güvenli sürüş ehliyeti yok.

7 iktidar [noun]

The ability to make decisions is important.Karar verme iktidarı önemlidir.

8 yeterlik [noun]

Her ability in mathematics is remarkable.Onun matematikteki yeterliği dikkat çekicidir.

9 maharet [noun]

Ability develops over time.Maharet, zamanla gelişir.

📖 Related Words

Synonyms: skill, talent

Antonyms: inability, incapacity